Konservatuvarımız
Cumhuriyet aydınlanmasının imparatorluk döneminden devraldığı iki büyük sanat kurumundan biri Dâr'ül-bedâyi (Güzellikler Evi) yani bugünkü İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, diğeri ise Dâr'ül-elhân (Nağmeler Evi) bugünkü adıyla İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’dır. 1914 yılında Cemil Topuzlu Paşa’nın girişimleri ile İstanbul Şehremaneti'ne bağlı olarak ilk resmi sahne ve müzik sanatları okulu olan Dâr'ül-bedâyi'nin kurulması çalışmalarına başlanmış ve büyük tiyatro adamı olan André Antoine İstanbul’a çağrılmıştır. Dâr'ül-bedâyi'nin tiyatro, sahne müziği, Türk ve Batı müziği türlerinin tümünü bir arada ele almayı amaçlayan ulusal bir konservatuvar olması düşünülmektedir. Dâr'ül-bedâyi'nin biri Tiyatro diğeri de Müzik olmak üzere iki bölüme, Müzik Bölümü de Doğu ve Batı olmak üzere iki şubeye ayrılmıştır.
André Antoine (1858-1943) | Ali Rifat Çağatay (1869-1935) | Musa Süreyya Bey (1884-1932) |
Savaş sürerken Dâr'ül-bedâyi'nin kapanmasından sonra yeni bir müzik okulu açılması için çalışmalara başlanmış ve 1 Ocak 1917 tarihli Meclis-i Vükela kararı ile daha çok Türk Müziği’ne ağırlık verecek dört yıllık bağımsız bir okul olan Dâr'ül-elhân kurulmuştur. 14 Eylül 1925’te İstanbul Valisi Haydar Bey’in ilgisi ile Dâr'ül-elhân, Musa Süreyya Bey’in yönetiminde Belediye'ye bağlanarak yeniden yapılanmış ve Batı Müziği Bölümü eklenerek “İstanbul Konservatuvarı” adını almıştır. 1926’da Türk Müziği eğitimi yasaklanmış, yönetim ve öğretim programı tamamıyla değiştirilmiştir.
Dâr'ül-bedâyi Binası | Dâr'ül-elhân Binası |
Çemberlitaş Binası | Beşiktaş Binası |
Kadıköy Binası | Maltepe Binası |
Okul, yabancı uyruklu öğretim elemanları ve sanatçılarını ülkemize davet ederek öğrencilerin eğitim tekniğinin ve seviyelerinin yükselmesini sağlamıştır. 2003-2004 eğitim-öğretim yılında Müzik ve Bale İlköğretim Okulu kurulmuş ve sanatçı adaylarının küçük yaşlardan itibaren mesleki eğitim alabilmelerine olanak sağlanmıştır. Konservatuvarımız bugün Türkiye’nin tüm sanat kuruluşlarına değerli sanatçılar yetiştirmekte, yurt içi ve yurt dışında yaptığı etkinliklerle adından söz ettirmektedir. Konservatuvar tarihi hakkında daha fazla bilgi için Konservatuvarımızın 100 Yılın Ötesinde İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı kitabına bakabilirsiniz.
Cemal Reşid Rey (1904-1985) | Münir Nurettin Selçuk (1900-1981) |
Yıldız Kenter (1928-2019) | Haldun Dormen (1928-2026) |
Leyla Gencer (1928-2008) | İsmail Hakkı Özkan (1941-2010) |
Sevgili Öğrencilerimiz,
Sanat, insan ruhunun derinliklerine dokunan, kültürler ve zamanlar arasında köprü kuran evrensel bir dildir. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı olarak sizlere bu dili bilimsel disiplin ve sanatsal yaratıcılıkla harmanlayarak aktarmak, en önemli sorumluluklarımızdandır.
Konservatuvarımız, köklü geleneği, güçlü akademik kadrosu ve disiplinlerarası yaklaşımıyla, sizlere yalnızca nitelikli bir eğitim değil; aynı zamanda sanatsal üretim için verimli bir zemin sunmaktadır. İstanbul’un kültür ve sanatla iç içe geçmiş dokusu da bu yolculuğunuzu zenginleştiren bir unsur olarak sizlere eşlik etmektedir.
Hedefimiz, sizleri yalnızca teknik anlamda donanımlı bireyler olarak değil, aynı zamanda özgür düşünen, sorgulayan, araştıran ve sanatı toplumsal faydaya dönüştürebilen bireyler olarak yetiştirmektir. Bu bağlamda, gösterdiğiniz her çaba ve ortaya koyduğunuz her üretim, Konservatuvarımızın ortak değerlerini ve geleceğini şekillendirmektedir.
Unutmayınız ki yetenek bir başlangıçtır; ancak disiplin, emek ve tutkuyla birleştiğinde sanatın en değerli meyvelerini verir. Sizlerin başarıları, yalnızca bireysel yolculuğunuza değil, aynı zamanda ülkemizin sanat hayatına da katkı sunmaktadır.
Sanat dolu bu yolculukta her adımınızda yanınızda olduğumuzu bilmenizi ister, başarılarınızın devamını dilerim.
Prof. Tufan KARABULUT
İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müdürü
Misyonumuz
Sanatı ve bilimi merkeze alarak, ülkemizin kültürel zenginliğini evrensel bir bakışla harmanlayan sanatçılar yetiştirmektir. Amacımız, öğrencilerimizin yeteneklerini en doğru şekilde geliştirerek toplumun sanatla bağını güçlendirmek ve kültürel hayatımıza nitelikli katkılar sunmaktır.
Vizyonumuz
Eğitim kalitesiyle ülkemizde örnek gösterilen, yerel değerlerini korurken dünyadaki gelişmeleri de takip eden, hem ulusal hem de uluslararası alanda mezunlarının başarısıyla anılan güvenilir bir eğitim kurumu olmaktır.
Konservatoryum (İstanbul Üniversitesi Yayınları)
İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nın yayın organı olan Konservatoryum/Conservatorium, müzik, müzikoloji ve sahne sanatları alanlarında sanat pratiğini akademik bir teorik altyapıyla desteklemeyi amaçlayan uluslararası indekslerde taranan, hakemli ve açık erişimli bir bilimsel dergidir. Haziran ve Aralık aylarında olmak üzere yılda iki kez yayınlanan dergimiz, Türkçe ve İngilizce dillerindeki çalışmaları kabul ederek ulusal ve uluslararası bilim ve sanat camiaları arasında bir köprü kurmayı hedefler. Temel odağını sanat disiplinleri oluşturmakla birlikte; estetikten nörobilime, biyomekanikten elektroakustiğe kadar sanatla ilişki kuran pek çok farklı alandan özgün makalelere kapılarını açarak disiplinlerarası bir bilgi üretim alanı sunar.
Akademisyenler, araştırmacılar ve sanat profesyonelleri için prestijli bir kaynak olmayı sürdüren dergimizde, bilginin yaygınlaşması adına hiçbir aşamada işlemleme veya gönderim ücreti alınmamaktadır. Tüm giderler İstanbul Üniversitesi tarafından karşılanmaktadır. 2024 yılı itibarıyla basılı versiyonuna veda ederek yayın hayatına tamamen dijital ortamda devam eden Konservatoryum, uluslararası yazar katkılarını artırma vizyonuyla hareket etmektedir. Derginin güncel sayılarına ve yayın süreçlerine dair detaylı bilgilere İstanbul Üniversitesi Yayınları ile DergiPark platformları üzerinden hızlıca ulaşılabilir.
100 Yılın Ötesinde İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı
İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, Dâr’ül-elhân ve Dâr'ül-bedâyi'den devraldığı köklü mirasla, Türkiye’nin sanat yolculuğunda bir asrı geride bırakmış olmanın gururunu yaşıyor. Bu kitap, kurumumuzun sadece idari değişimlerini değil; klasik müzikten geleneksel Türk müziğine, sahne sanatlarından halk müziğine ve müzikolojiye kadar her alanda üstlendiği öncü rolü kayıt altına almak amacıyla hazırlandı.
Elinizdeki bu çalışma, konservatuvarımızın çok sesli yapısını, bünyesinde barındırdığı değerli sanatçıları ve yetiştirdiği binlerce yeteneği bir araya getiren bir hafıza belgesidir. Değerli hocamız Prof. Dr. Seyit Yöre’nin editörlüğünde hazırlanan bu eser, geçmişin birikimini geleceğe aktaran bir köprü niteliği taşımaktadır.